Begüm Kaplan ile yaklaşık bir senedir görüşmekteyim.

Yurt dışında yaşıyorum. Ağır bir depresyon geçirdiğim dönemde tanıştım kendisiyle. Yaklaşık üç bin kilometre öteden onun eliyle ayağa kalktım.Hayata karşı farkındalığımız ne kadar fazla olursa olsun, bazen kendimizi kuyunun dibinde buluyoruz. 

İnsan kendisinin hem efendisi hem de kölesidir.

Begüm Hanım'ın bana en büyük yardımı kendime doğru sorular sormamı sağlamasıdır. Kararlarımı duygusal değil akılcı bir şekilde vermemi sağladı. Hayatımı paylaştığım insanlarla olan ilişkilerimi dengeledi. 

Terapi bir süreçtir. Nasıl ki düştüğümüz zaman dizimizdeki ufacık bir yaranın iyileşmesi birkaç hafta sürüyorsa, ruhumuzda oluşan irili ufaklı yaraların iyileşmesi de bir anda olmuyor. Begüm Hanım sabırla birçok yaramı iyileştirdi.

Hayatta başımıza ne gelirse gelsin, bardak dolu mu boş mu diye bakmak yerine bardağın ne kadar güzel olduğunu görmemiz lazım. Çünkü hayat sadece kendimizi mutlu hissettiğimiz zaman güzel değil. Hayat aslında hep güzel yeter ki bakmasını bilelim. İşte bu sebeple herkesin terapiye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Çünkü dostum, bunu kendini kötü hissederken yapmak çok ama çok zor! Yaklaşık bir sene boyunca ağlayarak uyanıyordum. Gözümü açtığımda ya gözümde yaş oluyordu eğer yoksa da ben başlıyordum ağlamaya. Sebepsiz (?) sanıyordum, bulamıyordum. İlk olarak atlattığım buydu. Birkaç terapi sonrası ağlamalarım kesildi (beni fizyolojik olarak en çok rahatsız eden de buydu). 

Bazen kimseyle hiçbir iletişime geçmeden günü sonlandırıyordum. Tabiatım gereği sosyal bir insan olmama rağmen kendimi eve kapattım (tişikkirler Netflix), insanlardan soğudum, kızdım lan herkese! Sürekli öfkeliydim. Sorguluyorum, kendimden rahatsız oluyorum, bayağı ne yüzümü göresim var ne sesimi duyasım var. Yaklaşık yirmi sene sonra ilk kez saçlarımı uzattım sadece kuaföre gitmek istemediğim için (neyse ki bu da yakışıyormuş ☺).

Kendimden nefret ettiğim için başkasına bağırıyorum, kalp kırıyorum, umursamıyorum. Mutsuz hissetmek artık normalmiş gibi geliyordu. Kendimi hayat karşısında sürekli yenik görüyordum. Kısacası hepimizin gün içinde hissettiği bazı ufak olumsuzlukları ben yaklaşık bir sene boyunca her gün yaşadım. Begüm Hanım neden burada olduğumu, amacımı ısrarla hatırlattı. Egzersizler verdi. Beni ilk başlarda hiç tanımamasına rağmen bana nasıl bir insan olduğumu hatırlattı.

Şu anda hayatıma tepeden bakıyorum ve manzara çok güzel.

Kölelikten çıktım, efendiliğe doğru yürüyorum. Korkularımı ve güvensizliklerimi fark ettim. Kendimi, yanımda insanlar olmadan da sevmeye başladım. Yazı yazmaya geri döndüm. Eline hayatında ne şiş ne de yün almış bir insan olarak haftada birkaç atkı birkaç bere bitirmeye başladım. Ürettikçe yanağımı sıkıp aferin dedim kendime. Bunu yapmak, en zoru buydu benim için! 

Yanımda kimse olmadan, sadece ben! dedim. Ben ne istiyorum? En çok neden zevk alıyorum?

  1. Seyahat etmekten. İlk defa tek başıma uzun bir yaz tatil geçirdim. Harika vakit geçirdim, bir sürü milletten insanla tanıştım. Ufaktan gezi yazıları yazmaya başladım.
  2. Paylaşmaktan. Ördüğüm atkıları evsizlere dağıtmaya başladım. İş yerindeki insanlarla iletişime geçtim. Onlar da katkıda bulundular. 

Kısacası Begüm Hanım'ın sesi sayesinde burada biraz daha az üşüyen en az birkaç insan var.

Elbette hala bazen bocalıyorum. Zira kendini o kuyuya itmek o kadar kolay ki! Ama çok büyük bir fark var artık. Çünkü ben o kuyudan bir kere çıktım. Yine olur da düşersem nerelere tutunarak çıkacağımı biliyorum.

Minnettarım ve hayatıma dokunduğunuz için çok şanslıyım. 

Sevgiler!! 

DENİZ K.

1 yıl önce

Bunlar da İlginizi Çekebilir